SUBÜ’DEN DEREM RAPORU

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Deprem Çalışmaları ve Uygulama Merkezi tarafındanElazığ'daki depremle ilgili bir ön değerlendirme raporu yayımlandı. Merkez tarafından oluşturulan birheyet de Elazığ'daki depremi yerinde inceleme ve sonuç raporu oluşturmak üzere deprem bölgesinegidiyor.

SUBÜ’DEN DEREM RAPORU

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Deprem Çalışmaları ve Uygulama Merkezi tarafındanElazığ'daki depremle ilgili bir ön değerlendirme raporu yayımlandı. Merkez tarafından oluşturulan birheyet de Elazığ'daki depremi yerinde inceleme ve sonuç raporu oluşturmak üzere deprem bölgesinegidiyor.

SUBÜ’DEN DEREM RAPORU
26 Ocak 2020 - 15:10



Elâzığ depremiyle ilgili ön raporda deprem bilinci ve yapı stoklarıyla ilgili vurgular dikkat çekiyor. Rapor
şöyle :
“24 Ocak 2020 günü saat 20.55’te 6.8 büyüklüğünde, merkez üssü Elazığ-Sivrice, odak derinliği yaklaşık
8 km (AFAD) olan sığ bir deprem meydana gelmiş; Elazığ ve Malatya başta olmak üzere çevre illerde de
büyük oranda hissedilmiştir. Meydana gelen deprem neticesinde yetkili kurumlar tarafından yapılan
incelemelerde, Elâzığ Merkez ve Sivrice ilçesi, Malatya Doğanyol ve Pütürge ilçeleri başta olmak üzere
çevre belde ve köylerde yıkılan, ağır ve orta hasar alan birçok binanın olduğu görülmüştür.
100 yılı aşkın bir süredir herhangi bir büyük deprem üretmeyen Doğu Anadolu Fayının Sivrice
bölgesinde, Elâzığ ve Malatya illerimizde hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmuştur. Depremin olduğu
andan itibaren kamu ve sivil toplum örgütlerine ait tüm arama-kurtarma ve ilk yardım ekipleri hızlı bir
şekilde bölgeye ulaşmışlardır. Depremin ilk saatlerinde iletişim (telefon aramaları) ve ulaşım
yoğunluğundan dolayı ilk yardım ekiplerinin enkazlara müdahalesinde sorunlar yaşanmış ancak
duyurular ile bu sorunlar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Ancak sorun kısa süreli dahi olsa
toplumumuzda hala deprem bilinci konusunda yeterli seviyeye ulaşmadığımızı göstermektedir. Meydana
gelen yıkım ve hasarların ilk değerlendirmesi yapıldığında bu büyük depremden etkilenen betonarme
yapıların 1998 Deprem Yönetmeliği öncesi yapıldığı, ayrıca mühendislik hizmeti almamış yığma yapılar
olduğu görülmektedir. Benzer yapı tipleri arasında özellikle birkaç yapının yıkılması da akıllara uygulama
(projeye uygunluğu, malzeme kalitesi vb.) hatalarının olabileceğini getirmektedir. 1999 ve sonrası yapılan
binalarda (özellikle 2007 deprem yönetmeliğine göre yapılan binalarda) ciddi olumsuzlukların
görülmemesi, yeni yapılan ve mühendislik hizmeti almış yapıların güvenliğinin test edilmiş olması
açısından önem arz etmektedir.

Bölgede 600’ün üzerinde artçı deprem meydana gelmiş olup vatandaşlarımızın can güvenliği açısından,
yetkili kişiler tarafından teknik inceleme yapılmadan evlerine girmemeleri, bu inceleme sonucuna göre
hareket etmeleri, güvenliğinden emin oldukları yerlerde yaşamaları gerekmektedir.
Deprem sonucunda ortaya çıkan tablo göstermiştir ki, Ülkemizde depremin nerede olacağı ve fayın yeri
gibi konular pek belirsizlik göstermemektedir. Bu nedenle tüm paydaşlar enerjilerini güvenli yapılaşmaya
ayırmalıdır. Özellikle 1998 Deprem Yönetmeliği öncesi yapılan yapıların hızlı bir şekilde gözden
geçirilmesi can ve mal güvenliği açısından bir zorunluluk olmuştur. Ayrıca mühendislik hizmeti almamış
yapıların da ivedilikle tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması da gerekmektedir.
Meydana gelen bu deprem ve etkileri ile ilgili detaylı rapor, üniversitemiz tarafından deprem bölgesinde
yerinde yapılacak ayrıntılı inceleme sonucunda en kısa sürede yayınlanacaktır.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda “deprem” konusuyla ile ilgili kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri ve
tüm paydaşların artık odaklanmaları gereken konunun “yapı güvenliği” olması gerektiğini hatırlatır,
hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar dileriz.”